8 Kasım 2012 Perşembe

VERONİCA'YA MEKTUP V

Dostum Veronica,

Bugün gökyüzü bulutsuz. Evden çıktığımda yüzüme hafif bir esinti vurdu ve  kuşların sesleri yürüyüşüme eşlik etti. Bu, kasımdan beklenmeyecek ferahlıktaki güne elimde senin mektubun sakin bir çayhane arayışıyla başladım. Artık mektuplarımı okumayı erteleyebildiğime göre büyüdüğüme kanaat getirebilir miyiz ? Ne dersin Veronica? Sence büyüdük mü artık ? Bazen şüpheye düştüğümü itiraf etmeliyim ama  sanırım epey yol katettik sevgili dostum. Baksana bugün kapalı zarf elimde en az yüz metre, tereddütsüz, yürüdüm.

Yürürken, odasını jilet gibi toplamadan,  gelen mektubu asla okumayan okul arkadaşım geldi aklıma bir an. Ne kadar zaman oldu yüzünü görmeyeli, bu ayrı bir bahis konusu.

Hülasası, kafamda bu düşünceler yanyana dizilmiş çayhanelerin en sakininde bir masaya oturdum ve kendime bir çay söyledim. Benim için gün işte bu çayla başlar ve hatta nazarı itibarımda günün bu ilk çayı kadar keyif veren başka şey azdır. Kötü bir günse eğer ancak bu çaydan sonra hayata uyum sağlayabileceğime, baş edebileceğime inanırım.Öyle de olur. Bir mektup okumak gibi mutlandırıcı bir olaysa da önce bir çay söylemeli !

' Gidiyorum.' demişsin.'Göçebe ruhum yolları özledi.' Geç bile kaldın Veronica, ben çok daha erken bekliyordum yollara düşmeni. Bu sefer şehirlerin şehrine, benim can şehrime, Paris'e...Bunu okuduktan sonra  kendime bir çay daha söyledim, Paris ne zaman ismi geçse bir kutlamayı hak eder.

'Paris'den süzdüklerini anlat, bu en iyi gezi kitaplarından aladır bana.' demişsin. Canım arkadaşım, bu şehre olan büyük aşkımı en iyi sen bilir, sen anlarsın. Bazen acı veriyor, uzakta kalınca içim sızlıyor, çok, çok özlüyorum. Şehir kocaman bir mıknatısa dönüşüyor ve çektikçe çekiyor beni. O zaman 'başladı beni yine kendine çağırmaya' diyorum, gitmek istiyorum, gidemiyorum.

Hemingway  'Genç bir insan olarak Paris'te yaşayacak kadar şansın varsa, geriye kalan hayatında nereye gidersen git, Paris senin içinde bir şenlik olarak kalacaktır.' derken birgün bir kadının bir şehre tutkusunun sırrını bu cümlede bulacağını tahmin etmemiştir elbette. Benim  için Paris yaşadığım dönemden sonra hep bir referans noktası oldu. Nereye gidersem hep istemeden ve hatta bazen farkında olmadan Paris'le karşılaştırdım. Bu şehir peşimi hiç bırakmadı.

Özetle, iki gözüm Veronica, sana Paris'den  bende kalanları büyük bir zevkle yazacağım.

Biraz önce yağmur başladı, senin şehrinde hava nasıl? Ben çay içerken sen zehir gibi kahvelerine devam ediyor musun? Merak ettiğim hususlar bunlardır.

Hasretle kucaklarım.

E.



2 yorum:

  1. Sevgili uçan kaplumbağa,
    gecen yıl nerden estiğini bimeden uçmak üzre kanatlı beyaz tüylü bir kaplumbaga boyamıştım, şimdi senin adını da görünce bu ilhamın "Turtles can fly" filminden geldiginden şüpheleniyorum.
    Gelecek ay ben de Paris'te olmayı planlıyorum, bu gezi için çok heyecanlanmıyordum ama bu yazıyı görünce beklentilerim yükseldi.

    YanıtlaSil
  2. Brownian, 'Turtles can Fly' filmini çok sevmiş olsam da ismin başka bir hikayesi var. Senin kaplumbağayı merak ettim doğal olarak.

    Heyecanlanmalısın, çünkü Paris bir şenliktir. Veronica'ya anlatacağım yerler belki ilgini çeker.Az uyuyup çok yürümeni öneririm naçizane.
    Sevgiyle.
    E.

    YanıtlaSil