24 Eylül 2012 Pazartesi

VERONİCA'YA MEKTUP I



Kadim Dostum Veronica,

Biliyorum sana yazmamam gerek. Halbuki tam da, kendine has bir kararlılıkla ' Hücrelerine kadar yerleşmiş hassasiyetten kurtulmadıkça bana yazma, kalbinin kırıldığını görmeye dayanamıyorum.' demiştin. Ben de, sana yazmamaya dayanamıyorum sevgili dostum. Yılların dayattığı bir alışkanlık, sana anlatmadan ne mutluluğum tam oluyor ne de hüzün hüzne benziyor. Bir karikatüre gülüyorum mesela, ardından sana anlatmak geliyor içimden, menevişlenen bir gökyüzü varsa parmağım hemen havaya kalkıyor, sonra eksikliğinle parmak hüzünle iniyor eski yerine. Ben senin dostluğuna alışmışım Veronica, madem ki uzaktasın şimdi, sana yazmadan duramam.

Hassasiyete gelince olduğu yerde duruyor. Bu öyle sigarayı bırakmak gibi birşey değil ki. Senden istediğim bana bu konuda diretmekten vazgeçmen. Velev ki bu mümkün, ben artık başka birisi olurum, kendimden uzaklaşırım. Karşında en yakın arkadaşını değil suretini görürsün.

Ben kabullendim artık; beni derinden etkileyen olaylara başkalarının burun kıvırıp geçmesine de alıştım. Çok uğraştım, yeminler ettim sonra aniden birgün insanın kendine ait bir parçadan kurtulmaya çalışmasını anlamsız ve büsbütün gülünç bulmaya başladım.

Diyeceğim o ki Veronica, ben sana yazmaya devam edeceğim ve çok zamanlar  yazdıklarımın içinde sana göre haddinden fazla duyarlılık olacak. Artık ister oku, ister yırt at.

Daima dostun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder