7 Temmuz 2012 Cumartesi

Hikaye Anlatamayanların Hikayesi







Yaşadığımı kuvvetle hissettiğim anlar var, fotoğraf çekerken, yazarkenki anlar mesela. Epeydir ikisini de hasret kaldım, özellikle de yazmaya. Hayat denen mucizeyi yaşayıp unutmamak, dönüp dönüp okumak ve belki bu şekilde tekrar tekrar yaşamak için kaydetmeye devam etmeli. Bunları  hatırlatan Orhan Pamuk, hikaye anlatamayanların hikayesi ile.
... 

" Düşündünüz mü ? Hepsi bir şekilde birbirine benzemiyor bu yüzlerin ? Bu kişileri tıpkı derinden derine birbirlerine bağlayan o görünmez bağ gibi, yüzlerini de birbirlerine  benzeten bir şey yok mu sizce ? Sessizlerin, anlatmayı bilmeyenlerin, kendini dinletemeyenlerin, önemli gözükmeyenlerin, dilsizlerin,o iyi cevabı hep olaydan sonra evde düşünenlerin, insanların hikayelerini merak etmediği o kişilerin yüzleri, diğerlerinden daha anlamlı, daha dolu değil mi ? Sanki anlatamadıkları hikayelerin harfleriyle kaynaşıyor bu yüzler, sanki sessizliğin, ezikliğin, hatta yenilginin işaretleri var onlarda. Kendi yüzünüzü de düşünmüştünüz değil mi bu yüzlerin içinde ? Ne kadar kalabalığız hepimiz, ne kadar acıklıyız hepimiz, ne kadar çaresisiz çoğumuz.



Ama sizleri gene kandırmak istemem : ben  sizlerden biri değilim.Eline kağıt kalem alıp bir şeyler döktürebilen, bu döktürdüklerini de başkalarına iyi kötü okutabilen kişi, biraz olsun kurtulmuş sayılır bu hastalıktan. İşte bunun için, belki de bu en önemli insanlık durumundan hakkıyla sözedebilen bir yazara rasgelmedim hiç. Artık elime kalemi her alışımda yalnuzca bir tek konu olduğunu anlıyorum. Yüzlerimizin gizli şiirine, bakışlarımızın korkunç esrarına girmeye çalışacağım artık, hazırlanın."  Orhan Pamuk ~ Kara Kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder