1 Şubat 2011 Salı

İÇERİMDE KAR YAĞAR

Her yer buz. Aslında kar üzerine düşeni yaptı, kallavi yağdı, en sıradan pencere görüntülerini kartpostallara dönüştürdü. Ama hiç de öyle pamuk gibi yumuşak, sevimli bir hissi yok bu sene. Sanki kar değil yürürken takır tukur sesler çıkaran buz parçaları algıladığım ve hissettiğim. Halbuki ben karı çok severim. Kar yağarken sıcak bir yerde, sıcak şeyler yudumlamak, karı izlemek klasik kar ritüelidir. Çok da keyiflidir. Ama benim esas hissettiğim bir şarkıda geçer. 'Dışarıda kar yağarsa hissederim, görmem'. Huzuru beni sarmalar, enikonu mutlu eder.

Bu yıl kar taneleri benim için peri tozu gibi tozmadı.Bir kez bile izlemedim yağışını. Bu sabah şaşırarak farkettim tüm bu beyazlığı sadece 'takırdayan buz' olarak algıladığımı. O da hissetmiş olmalı ilgisizliğimi. Dün kayıp düştüm hızlı hızlı yürürken ve onu görmezden gelirken.

Şu güzelim kış aylarında kendimi bir kar küresinin içinde hissettim. Sanki biri sık sık küreyi eline alıp ters çeviriyor. Kar taneleri ile birlikte ben de tepe taklak oluyorum. Müzikle beslenen ruhum kendini ve sebebi gene bir şarkıda buldu. Bu kış kar benim içime yağdı. Ama içimde sadece kendim açtırabileceğim bir güneş var, bir yaşam kaynağı. Şimdi baharı değil bu güneşin açmasını sabırla bekliyorum, yenilenmek, doğrulmak ve devam etmek için.














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder