24 Aralık 2011 Cumartesi

Kırmızı balığın sırrı

En büyük dert ortağım deniz. Uçsuz , bucaksız olduğunu düşününce 'büyük' sıfatı uygun düştü tanımlamaya. Ben, annemden sonra en çok denizle dertleştim. Ben anlattım, o sağalttı dertleri. Doğuda ateşi söndürmek için su dökmezler. Suyun bir canı olduğuna inanırlar ve o canı yakmak istemezler. Denizin bir canı var mı? Deniz nasıl bu kadar sabırlı? İnsanoğlu ve kızlarının zehirlerini alıp derinlerde biriktiriyor ya, arada bir bulanması bundan mı? Hani boz , bulanık dedikleri hal fazla dert dinlemekden mi hasıl oluyor? Deniz sabrını dibindeki kumdan mı alıyor? yoksa kırmızı bir balıktan mı?

9 Mayıs 2011 Pazartesi



Hayır; küsmüyorum hayata! Sandığınız gibi değil.
Biraz canım sıkkın hepsi bu.
Topacı elinden alınmış çocuk gibiyim; özlüyorum sadece kaybettiğim oyunu...
Umutluyum ama! İsterseniz bakın gözlerime; ışıl ışıl.
Hep güzel şeyler düşünüyorum... Aydınlık yakın.
Biri tutuyor elimden, diyor ki; "Sabret!"
Bende var olan şey mutsuzluk değil; bir parça sükûnet.

Küçük İskender

24 Şubat 2011 Perşembe

HAYAL TAMİRCİSİ

İnsanoğlu bir acayip. O kadar çok duygu yaşıyor ve hissediyoruz ki. Ara sıra düşünüyorum duygular nasıl isimlendirilmiş diye. Etimolojik araştırmalar ne der bilmem ama bir nesneye ad vermekten çok daha karmaşık bir süreç olsa gerek. İsim konulmayı bekleyen, tanımlanmamış bir yığın duygu var. Hiç boş durmuyoruz ki, her saniye kıpırdanıyor yüreklerimiz. Stabil de değil duygular, sürekli değişiyor, sürekli yeni isimler koyma ihtiyacı hasıl oluyor. Birbirinin içinde, yumak yumak dolanmış duyguları çözmek, birbirinden ayırmak ayrı bir meziyet.

Bana göre tanımlanmış ve isim almış duygulardan o hissiyatı en iyi ifade eden kelime 'hayalkırıklığı'dır. Romantik bir yanı vardır bu kelimenin. Birine 'beni hayalkırıklığına uğrattın' diye yapılan serzenişde aslında çok insani bir yan vardır. Bu ' seninle ilgili bir hayalim vardı' demekdir. 'Hayal kurdum, bir dilek tuttum.' demektir. 'Seni seçtim, seni değerli buldum.' demektir. Vaziyet, hayalkırıklığı yaratan insan için daha acıklı bence. Bir hayali kırmak, zarar vermek sanki binbir emekle yapılan bir heykeli yere atmak, bir ressamın resmini yırtmak gibi. Hayaller sanat eseri gibi kıymetli, zaten sanat da hayalden ilham almıyor mu?

Neticeyi kelam, hayal kırmak hayal kırıklıkları biriktirmekden daha zor zanaat. Hayalleri olanlara ne mutlu..Üzülmeyin kırılırsa onarırsınız. Her iyi hayalperest aynı zamanda iyi bir tamircidir. Yok onarılmıyorsa hayale de, hayali kurana ve kırana da çok yazık olur.

1 Şubat 2011 Salı

İÇERİMDE KAR YAĞAR

Her yer buz. Aslında kar üzerine düşeni yaptı, kallavi yağdı, en sıradan pencere görüntülerini kartpostallara dönüştürdü. Ama hiç de öyle pamuk gibi yumuşak, sevimli bir hissi yok bu sene. Sanki kar değil yürürken takır tukur sesler çıkaran buz parçaları algıladığım ve hissettiğim. Halbuki ben karı çok severim. Kar yağarken sıcak bir yerde, sıcak şeyler yudumlamak, karı izlemek klasik kar ritüelidir. Çok da keyiflidir. Ama benim esas hissettiğim bir şarkıda geçer. 'Dışarıda kar yağarsa hissederim, görmem'. Huzuru beni sarmalar, enikonu mutlu eder.

Bu yıl kar taneleri benim için peri tozu gibi tozmadı.Bir kez bile izlemedim yağışını. Bu sabah şaşırarak farkettim tüm bu beyazlığı sadece 'takırdayan buz' olarak algıladığımı. O da hissetmiş olmalı ilgisizliğimi. Dün kayıp düştüm hızlı hızlı yürürken ve onu görmezden gelirken.

Şu güzelim kış aylarında kendimi bir kar küresinin içinde hissettim. Sanki biri sık sık küreyi eline alıp ters çeviriyor. Kar taneleri ile birlikte ben de tepe taklak oluyorum. Müzikle beslenen ruhum kendini ve sebebi gene bir şarkıda buldu. Bu kış kar benim içime yağdı. Ama içimde sadece kendim açtırabileceğim bir güneş var, bir yaşam kaynağı. Şimdi baharı değil bu güneşin açmasını sabırla bekliyorum, yenilenmek, doğrulmak ve devam etmek için.














13 Ocak 2011 Perşembe

AYDINLIK




Hiçbir vakit tam karanlık değil gece
Kendimde denemişim ben
Kulak ver dinle
Her acının sonunda
Açık bir pencere vardır.
Aydınlık bir pencere
Hayal edilecek bir şey vardır
Yerine getirilecek istek
Doyurulacak açlık
Cömert bir yürek
Uzanmış açık bir el
Canlı canli bakan gözler vardır
Bir yaşam vardır yaşam
Bölüşülmeye hazır.

Paul Eluard