7 Eylül 2010 Salı

Türk kahvesi içiniz, fincanı hediye




Geçenlerde epeydir görüşemediğim bir arkadaşımla hayat gailesinden çalarak bir dar zaman ayarladık. Arkadaşımın emzikli bebesinden mütevellit, epi topu bir saat zamanımız vardı. Aslında benim aklım evdeki bebekte, bahaneyle azıcık severim diyorum ama ne mümkün, söyler söylemez arkadaşım bu fikrime muhalefet şerhini yapıştırıverdi. 'Bir saat olsun çıkmak, insan görmek, akan hayatı izlemek istiyorum' dedi. Eyvallah dedim elbette, ben anlamak istesem de ne kadar anlayabilirim onu. Bana evine yakın bir adres verdi. Havalı bir ismi olan bir kafede buluşmak üzere kavilleştik. Normal şartlarda gitmeyeceğim fazlasıyla lüks, cicili bicili, karbon kopya kız ve oğlanların arzı endam ettiği; dekorasyonu en iyimser tabirle 'eklektik' olarak tanımlayabileceğim kafeye vaktinden önce gittim. Garsona siparişimi arkadaşımla birlikte vermek istediğimi, şimdilik bir su rica ettiğimi söyledim. Ağzının içinde birşeyler mırıldanıp; dik, dik bakıp gitti. Biraz sonra şaşal şişesini, bir bardak dahi getirmeden masama çarptı. Sıçradım, önümdeki kitaba dalmışım. 'La havle' çekip, Paris'de sövüp saydığım tüm garsonlardan özür diledim. Bu ne be!

Arkadaşım geldi, saçlarından bir tutam tepesinde dikilmiş, gömleğinde mama lekeleri. Bu haliyle o ve şaşal şişem, kitabımla ben uzaydan ışınlanmışız adeta, ışınlana ışınlana bu kafeye. Birer türk kahvesi ısmarladık, çok afilli fincanlarda, lokumlu falan geldi kahveler, güzeldi gerçekten. Etrafdan bize ne, lafladık bolca, güldük. Zaman izafidir, kısıtlıysa hemen geçiverir. Hesap istedik, hay hay dediler, 38 liralık hesabı serdiler önümüze. Şöyle izah edeyim : 2 türk kahvesi 30 lira, su 5 lira, servis ücreti 3 lira. Ben dayanamadım artık. Adama 'fincanlar için teşekkürler' dedim, 'saklarız artık bugünün anısına', 'nasıl yani ? ' dedi adam.' Bu fiyata fincanlar dahil, öyle değil mi? ' ' Hayır efendim, öyle bir kampanyamız yok' dedi adam :))

Bir fincan kahveye 15 lira isteyen zihniyet, karbon kopya yurdum genci, lükse şatafata, tüketmeye eğilimli üçüncü dünya görgüsüzlüğü geyiklerine girmeyeceğim artık. Daha ne söyleyeyim.