19 Şubat 2010 Cuma

Anthony Jackson'ı Merak Etmek


Anlatacağım şehrin meşhur caz festivalinin sonlarına doğru yakalanmış bir konser akşamı. Sahnede olan Fahir Atakoğlu Trio. Ben, yaklaşık iki saat süren konserde sanırım koltuktan önce hafifçae yükseldim sonra kanatlandım. Gözünü kapatıp hissettiğinin gerçekliğini kim inkar edebilir, uçtum işte. Piyanist, siyah gözalıcı piyanosuyla kah dans ediyor, kah kavga ediyor, kah narin bedenini okşuyordu. Tutkulu bir aşkın içindeydiler. Bu aşk müzikle bedenlendi ve ben onu gördüm. Notalar elektrik tellerine dizilmiş kuşlar gibiydi, kuşlar hep bir ağızdan şarkı söylemedeydi ve ben onları da gördüm. Salonda o kadar çok duygu vardı ki pencereleri olsa sıcakla buğulanacak ve oluşan damlalar gözyaşı gibi akacaktı.




Dünyanın üç ayrı yerinden bir araya müzik yapmak için gelmiş üç insan, konuşarak değil ritimlerle anlaşıyor. Çoklukla Atakoğlu şarkının adını değil ritmini mırıldanıyor ve başlıyorlar çalmaya. İnsan karşı konulmaz bir şekilde merak ediyor Antony Jackson’ı. Kimdir bu adam? Kahvaltıda mesela ne yer? ‘Blacksea’ çalarken mesela nasıl bizdenmiş gibi müziği yaşıyor ve hissediyor? ‘Beyoğlu’ çalarken, ‘Galata’ çalarken nasıl en İstanbulludan çok İstanbullu olabiliyor?




Dün akşam ben onları dinlerken en derinden inandığım fikre yeniden en derin muhabbetle sarıldım. İnsanı insandan ayıran o kul uydurması, deli saçması pek çok düşünce müsvettesi ne kadar da hastalıklı, bir kez daha anladım..”El Negro” Hernandez’in seyirciyle göz teması kurup inceden flörtleşmesini gördükçe ‘işte’ dedim ‘insan her yerde hep insan’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder