22 Ocak 2010 Cuma

Ahtapot


Hayata bir ahtapotmuşçasına sarıldığım halde nasıl bazı bazı böyle durgun, isteksiz, esrik günler geçirebildiğimi anlayamiyorum. Öfkeleniyorum , silkinip günü bir kulağından yakalamak için zorluyorum kendimi. Zorlandıkça yemek yiyemeyen çocuklar gibi büsbütün mühürleniyorum. Durmamak, yavaşlamaktan korkmak genlerimizde mi kayıtlı? Toprağın nadasa bırakıldığı gibi, hatta hayvanın kış uykusu gibi ; insanın da soluklanmaya ihtiyacı var oysa ki. Beşer denen, kendini makinalaştırmaya çalışan mahluk her daim deparda koşabileceğini sanıyor ama nafile… Birkaç turdan sonra süreklilik kazanma olasılığı yüksek, rölantide hayatlar başlıyor. Çözümü basit: yaşam enerjisi ile şarj olmak için, arada bir, hiçbir şey yapmadan sadece durmalı…İç rahatlığıyla…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder